Yaşamak azar azar tükenmektir biraz da. Yaşadığımız her mekan, geçtiğimiz her sokak, betondan sıkılıp da soluklandığımız her park, evler, odalar, pencereler… Zaman geçip gider ellerimizden kayıp tuz buz olan sırça bir duyarlık gibi… Yaşadığımız her mekan bizden izler taşır. Duvarlarda mevsimi yitirmiş bir kelebek gibi çırpınır kahkahalar, usulca süzülmüş bir göz yaşı hüznün tortusunu cisimleştirir düştüğü yerde. Oturulup sohbet edilmiş bir kanepe yitirmez sıcaklığımızı, sözcükler yolunu kaybetmiş kuşlar gibi dönüp durur etrafımızda. Pencerelere yansıyan siluetimiz artık bizden ayrı bizden uzak bir hayal olarak yaşamaya devam eder.
Hep ezgilerle yaşadım mekanı. Yaşadığım şehirler gizli saklı köşeleriyle, usul usul soluyan ruhlarıyla, kayıp sevdaları, unutulmuş acıları ve tarihe kafa tutan mutluluklarıyla girdi hayatıma. Yaşanmışlık çıktı her adımda karşıma. Binlerce yılın biriktirdiği yaşanmışlıklar. Kısacık ömrümüze sığmayacak kadar devasa anılar, aşklar ve acılar… Bir şehri tüm ruhuyla içinde hissedebiliyorsan mekanı seviyorsun demektir. Bu nedenle yalnızca günlük kaygıların dönendiği bir mekan olmadı benim için Antakya. Arkaik balıkçı türkülerini duydum kimi zaman rüzgarında, Asi’de boğulmuş çocuklara yakılmış ağıtlar yankılandı kulağımda kimi zaman. İmkansız aşkların ölümsüz şarkılarını duydum, gladyatörlerin meydan okuyan naralarını… Mekan, devasa zamanı, ruhu ve görkemiyle içime ağdı. Yaşanılan ana sığmayan bir duyguydu bu. Şiirler yazdım içimde saklı dünyayı anlatmak için. Sustum çoğu zaman, sesler sırrın aynası olamaz diye. İnkar edilmiş bir yalvaç gibi dolaştım kalabalıklarda. Sakladım her şeyi. Sözcükler dökerek azaldım zamanın rüzgarına kapılıp. Yaşadığı anın, yaşadığı mekanın gizemini çözememiş insanlara sundum şiirlerimi, ama anlamadılar. Ömür denen yanılsamanın girdabına kapılmıştı çünkü onlar. Günlük kaygıların, hırsların esiri olmuşlardı. Suçlamadım, hiçbir zaman suçlamadım. Kalbin sığlığına üzüldüm yalnızca.
Yaşamak azar azar tükenmektir biraz da…Ben güzel tükendim, şiir şiir tükendim zamanla. İçimdeki dünyanın sozsuz bahçelerinde şiirler okuyarak azaldım ve sevdim yaşadığım her anı…
MURATHAN ÇARBOĞA
Antakya, 2010
26 Ara 2010
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder