Nicedir yazmıyordum. Yitip gitmiş, inancını kaybetmiş bir martıydı da yüreğim, uzaklardan denizi düşlüyordu yalnızca. Susarak var olmak ne kadar mümkün bilmiyorum? Konuşmayı beceremediğimden olsa gerek, yazı denen bir belaya bulaştık işte. Hayatla uzlaşmak için sarılmıştım sözcüklere. Kirpi saçlı, kara bir çocukken aramaya başladığım huzuru bulurum sanmıştım. Şiir sarmıştım kanayan yerlerime. Daha da acıdı her şey, daha da acıdı. Yazarak değiştirebilir misin dünyayı? Sorumlulukların, mecburiyetlerin kuşatıcı yılışıklığını aşabilir misin? Olmadı. Olmadı. İçimde, karanlığımda bekleşen sözcükleri gün ışığına çıkarsam ne yazar? Her insan ayrı bir dünyaydı nihayetinde. Yoktu bir farkım. Hayatı çekip çevirebilmek gerekiyordu her şeyden önce: hayatı, aşkı, sorumlulukları…
Gaflet içinde yaşamanın acizliği, ölü doğmuş bir hayal aleminde kaybolmak, şiirin yalan ülkesine aldanmak… Kimin umrunda? Susunca ardında derin bir boşluk bırakan bir söylem yaratmadan yazmaya devam etmek ne kadar doğru? Yazmasam kimin kalbi eksilecek? Yazanın bu kadar bol, okuyanın ise bu kadar az olduğu bu boktan ülkede seslenecek kim var?
MURATHAN ÇARBOĞA
19 Şub 2010
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
yazarak dünyayı değiştiremezsin belki ama dünyanı değiştirebilirsin murathan
en çok bunun için yazmaz mı insan?
Olma:) Ki Kendi arayışını durdurma; kendinle, dolayısıyla insanla ve hayatla yüzleşmeyi/karşılaşmayı/tanışmayı erteleme. Değil mi ki Sait Faik'in mayasındansın, kaç kişinin okuyacağı ile çok da ilgili değilsin :) "Yazmasa deli olacak"lar familyasından insanlık haritasında bir nokta olmaya devam...
Yorum Gönder