“yürüyorlar alana doğru
binlerce beyaz başörtülü kadın
ve binlerce yitik fotoğrafı
genç yaşlı kız erkek
binlerce desparecidos.
………
geri istiyoruz onları
geri istiyoruz onları”
Behçet AYSAN
(Beyaz Başörtülü Kadın
suya küstü kalbim. yokluğa yürüyen köklerimde tuz yaraları, kumun
kemiren açlığı dallarımda… kuşlar terk etti ölümün kokusunu, dağıldı
karıncalar. rüzgârın toynaklarında ufalanıyor bedenim, bozkırın türküsü
yankılanıyor çatlayan damarlarımda. yalnızlık, gölgemin ardından bir
tas kül döküyor, ışığın cinneti saplanıyor yarılan toprağa, sular çekiliyor.
çocukluğumu var eden bahçe, dalgalanan ağaçlarda kuyruğu titreyen
kuş, akşamın eve çağıran meleği, annemin rüzgârı evcilleştiren sesi,
nehirlerin sevdasını anlatın bana, suya düşen yaprağın ele avuca sığmaz
sevincini. sabah olmuş da patlamış olsun tomurcuk, portakal ağaçlarından
damlasın çocuklar, kapanlara düş serpiştirilsin kuşlar için yeniden, aşkla…
adak ağacına bağlanan kanlı bez, gökyüzüne ağız açan yağmur duâları…
denize yürüyen sokaklarda dinlerdim huzuru. ağustosböcekleri ve yorgun
rüzgâr, zakkumların tozlu hışırtısı… martı kahkahaları, ok gibi saplanan…
şimdi, çok uzak bir hayâl masumiyet, kum fırtınalarıyla silindi göğe
yazılmış patikalar, gölgelerin sadık yalnızlığından tutuştu büyük isyân.
ateşin arsız marşlarıyla yürüyorlar yenilmişliğime, uluyan cinnetin kara
cüppeleriyle… tavaf edilen şeytan gölgeler yaratıyor, ölü dillerden
devşiriliyor küfrân. geceyi taşlıyorlar sabahın korkusuyla, tenekeler
yalnızlığıma çalınıyor. hangi kapıya varsam çocuk çığlıkları ve kara
muskalardan firari duâlar. secde edilen bir tanrıymış meğer yangınlar.
And Dağları’nda uçuşan bir desparecidos kalbim, okyanus kokusuyla
ve vedâ… sırt sırta haykıran analar bilir ki, uçmak özgürlüktür, kartalın
gözünde beliren kamaşma, karlı dorukların direniş yumruğu… ateşe
atılan bir avuç gül yaprağı kalbim, serin bahçelerin kokusuyla ve vedâ…
yeni denizler yaratsın şiirim, kaybın ağıtı söylensin çırpınan suya.
analar yürüyor kol kola, şiire kardeş hüzünler ve çocuklar, ateşin kiniyle
yaşlanmış… Aysan/mak için karanlığa tırmanan ışığı, şarkılarla yürüyorlar
Sivas’a. ellerinde şiir çıngılları, su kokusu saçlarında ve okyanusların
ötesinden haykırıyorlar inancı: “geri istiyoruz onları”, onları geri istiyoruz!
MURATHAN ÇARBOĞA
Desparecidos: Arjantin’de kayıplara verilen ad.
25 Ara 2009
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder