27 Şub 2008

HOŞÇA KAL SESİ

“Atom Bombası Çocukları için…”


rüzgâra çırpınan yaprağın kırılan soluğu ve boyun eğiş, şaşkın bir ağırlıkla yığılan ruh… suya düşen ışığın küle çarpan çığlığı…eşyâyı anlamak zamanla mümkün, uzağı konuşmak pencere camlarından,
zamanı avuçlamak sızlayan dizlerde ve günlerin leşiyle sevmek hayatı… ânı eşeleyen atların köpüğünde duymak kaybın savrulan sıcaklığını…

acıya dokundukça yaşlanıyor insan… çürümek zamanından önce,
çürümek yirminci yüzyılda doğmanın bedeli… günahın kara damgası oyulur kolumda: ölü çocuklardan miras bir aşı izi…limon çiçeği kokuyor avuçlarım, parmaklarımda titreyen semah sabrın sarkacı, baktığım her yanda çırpınır sönmüş hayatların andacı… duâlar yapışır avuçlarıma…

mevsim olup şiirime dökülen üşüme güze ait, yorgun bir ırmağın
hoşça kal sesi ve kaybedilmiş sevgililer eksik gülüşleriyle. aldanmak
bilgeliktir diye fısıldayan tanrılar, tökezlemiş seslerin arasından; masal
bekleyen çocukların gökyüzüne dönük kara gözleri… tükenmek pas tutmamış kadranların telâşında, tükenmek henüz yazamadan vahşeti…

koparılmış çığlıkların yanık izleri açıyor her sabah kuşların sustuğu
yerde, alevlerin dinmemiş hıncı ve kükreyerek saçılan metal hırıltılar
savruluyor dört bir yana. suya düşen çiçek toza kesiyor, çocuk
gözleri akıyor betonun kursağına. parçalanıyor kolonlar, ağaçlar kapanıyor salıncakların âhına. ufalanan sözcükler toprağa damlıyor usul usul…

toprağa vuran güneşle kımıldanıyor hayat, bir karıncanın sırtına
yükleniyor dünya. saralı parklara ilişiyor yalpalayan ruhum, torunlarının
peşinde hayatı yakalamaya çalışıyor ihtiyarlar, rüzgar terli bir hırsla toprağı eşeliyor. dingin, her şey sonsuzca dingin…oysa derinlerde inleyen bir alaşım sızıyor içime, kan ve sorgu, yıkım ve susku, etleniyor yine…

ilkin çocuklar görüyor göğe oyulan vebayı. uçurtmalar ve kuşlar için
gökyüzüne vurulan çocuklar. eriyor eşyâ, ayrılan uzuvların başı boş
savruluşu dağılan manzaraya. son çırpınışları bebek çıngıraklarının…
acıya dokundukça yaşlanıyor insan… zaman etimde çürüyor, görüyorum…

MURATHAN ÇARBOĞA


Hiç yorum yok: