başka iklimlerin şarkısı içimde yükselen çağrı. kaçmak, yazgının
cüzzamlı sevdâsından, mağlup bir aşık gibi kederin şehvetiyle.
yeni bir orman kokusu edinmek çürüyen buğulardan, gökyüzünü
tanımak kuşların rüyasında, sabah namazından kalkan annemin
saçlarında… kördüğüm bir hayatın şerrinden duâlarla uzaklaşmak…
ne kadar da uzak zamanın rahvan neşesi, huzurun çatlayan buzulu,
her adımda incelen ömür… uçsuz bir çölü tanımlamak her sözcükte,
suyun yokluğunu anımsatmak… parmaklarımdan dökülen kum ölüme
birikiyor, ağacın sonsuz bekleyişine dönüyor sabrım. şiirim ayıplanıyor
sustuğum sevinçlerde, düşlerden çalınmış cesedim omuzlarda taşınıyor.
acıyı söylemek yetmez. kesildikçe Atlas’ın soluğu, kan oturuyor sırtıma.
terk edilmiş bir tarih cinnetiyle nereye kadar gidilir? iklim soyar mı
insanı anılardan, yaban dillerin şarkıları emzirir mi hüznümü? göğsüme
nakşedilen hançer tutuşuyor, metalin soğuk kini yaralıyor kanatlanan
imgeyi. küfrün ayetleriyle taşlanan kalbimdi, çağa düşmüş kavmin kıblesi.
alnıma dayanan kıssa taşlanmış aşklardan yadigar, mevsimin güze
olan inancı ve koparılmış mezar. avcumda kıvranan kurumuş âsâ
hükmedebilir mi suya, konar mı sözcüklerime kuşların gökyüzü dili?
susulmuş ayetler yapışıyor yakama, vaad edilmiş toprakların kanlı
bahçeleri uğulduyor damarlarımda, arzulu rüzgârlar günaha sürüklüyor.
mucize yaratmaz eskiyen sesim, sözüm güneşe kanat çırpmaz artık.
kaçmak, imâların kor sağanağından, bir Amok koşucusu gibi dehşetle…
napalm yangınlarının küllerinde aramak hayatı, kavrulmuş bedenlerde
açan egzotik güllerde. çığlığın çocuk izlerinde ağlamak çağı ve bambu
ormanlarında su vermek kanayan dudaklara, devrik masalların tasıyla.
deccal’ın kör gözünde ışıyan şehvet, tetiği çekilen yalan ve küfrân…
kayba terk edilmiş yara, şiirin zamana saplanmış sonsuz şefkati…
başka iklimlerin şarkıları ağıyor Vietnam’a ve ölü çocuklar sesleniyor
toprağın kımıltılı aksanıyla: Yankee go home! Yankee go home!..
MURATHAN ÇARBOĞA
27 Şub 2008
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder